ölüm

yayımlanmamış şiir: Mezarlıklar Müdürlüğü

mezarlıklar müdürlüğü

işimiz bizim toprağa defin çiçekleri ekmek
ruhsal işleri bitenlerin ruhsat işlerini çözmek
giderayak mezar-altı mezar-üstü inşaat izinleri
mezatlardan aşırılıp getirilmiş müteveffa gülleri de serpiştirmek

herkes izinsiz ölebilir elbet lakin izinsiz gömülmek
aşar hudutlarını koca şehrin
“gömme izin kâğıdı” basılır iki yüzlüdür bütün kâğıtlar gibi
oysa ters de çevirsen ölen ölmüş olan çoktan olmuştur

işimiz bizim tayf yapmak kapanan gözlerin karanlığından
ve ardından dökülen gözyaşlarını toplamak ölülerin

mükerrerdir ölüm

in

bir arkadaşım öldü
yeni bilgisayar da bugün geldi
bir arkadaşım öldü
hâlâ yağmadı beklenen kar
bir arkadaşım öldü
hayır, hayat hâlâ en
bir arkadaşım öldü
gözlerim çukurlaşmadı bile
bir arkadaşım öldü
neye üzüldüğümü unuttum
bir arkadaşım öldü
parmaklarım yetişmiyor artık
bir arkadaşım öldü
ya damlayan musluklar
bir arkadaşım öldü
karar verdim karelidir keder
bir arkadaşım öldü
saat hâlâ çalışıyor
bir arkadaşım öldü
ben ona arkadaş mıydım?
bir arkadaşım öldü
geri geri gidiyor yokuş

Deniz Bilgin

2005 yılında duymuştum ilk kez Deniz Bilgin adını. 1956'da doğduğunu 1999 Kasımında kara Ankara'nın bi binasından 10. kattan kendi attığını okumuştum. Resimlerine bakmıştım internetten. "Minareden at beni aşağı in tut beni" resmini de o zaman görmüştüm. Karşı Sanat'ta 2004 yılında açılan retrospektif sergisini kaçırmıştım böylelikle. Hazırlanan kitap da hızlıca tükenmişti. Zaten sınırlı sayıda basılmıştı.

İçeriği paylaş

Back to top