Şairin (tek) İşi Şiir Yazmaktır (mı?)

Şiir yazan kişi olarak şairin, yazdığı şiir dışında düzyazı da yazıyor olması (tanıtım, eleştiri ya da poetik yazılar diyelim), dergi çıkarıyor olması da kişinin kendi "şair"lik anlayışının ya da tanımının bir parçasıdır diye düşünüyorum. Şairi sadece şiirini yazan, olup bitenle ilgilenmeyen birisi olarak düşünme düşüncesi bana uzak. O "olan biten" çoğu zaman can sıkıcı, yıldırıcı, bıktırıcı, ne zaman sokağa çıksan (gerçek ve mecazi anlamda) içinde hızla eve dönme isteği (gerçek ve mecazi anlamda) uyandırıcı olsa bile...

"Dikkat! Fahişe çıkabilir"

Dirge - Death in Vegas

Mad World - Michael Andrews & Gary Jules

All around me are familiar faces
Worn out places
Worn out faces
Bright and early for the daily races
Going no where
Going no where
Their tears are filling up their glasses
No expression
No expression
Hide my head I wanna drown my sorrow
No tomorrow
No tomorrow
And I find it kind of funny
I find it kind of sad

fırsat maliyeti, gider ve eylemsizlik prensibi

Fırsat Maliyeti ( opportunity cost )
"Fırsat maliyeti, belirli miktarlara ve vasıflara sahip üretim faktörlerinin çeşitli üretim alternatifleri arasından birinde kullanılması halinde, vazgeçilen alternatiflerin seçilmemesinden dolayı uğranılan kayıplar veya kaçırılan fırsatların değeridir. Başka bir İfadeyle, belirli bir şeyi yapmaktan dolayı, diğer bazı şeyleri yapmamakla kaçırılan fırsatlar veya feda edilen menfaatlerin değerine eşittir."

Alıntı: Siber-Buluşmalar, Zygmunt Bauman

"İnternetle büyüyen kuşak ilk çapkınlık randevularını verirken, siber-buluşmalar da gerçekten atılım kazanmaktadır. Ve bu son sığınak değildir. Bu bir boş vakit faaaliyetidir. Bir eğlencedir."

Alkazar'dan geçmişe ve bugüne

Beyoğlu Alkazar Sineması kapanıyormuş. Bunun sadece bir sinema salonun kapanmasından çok öte bir anlamı var tabii. Hem AVM olarak da söz edilen alışveriş merkezlerinde ultra-lüks bile denilebilecek sinema salonlarının sayısının artması, hem internetten indirilebilir filmlere talep hem de VCD ve ardından DVD giderek Divx vb. formatlarla sinemaların evlerin salonlarına taşınması da bunda etkili olmuştur. Kaldı ki Alkazar Sineması 1994’ten beri faaliyette olan ve “sanatsal” dediğimiz filmlerin ağırlıklı olarak gösterildiği bir sinemaydı.

Mimarlık Üzerine On Kitap - Vitruvius

Okula başladığımda, daha doğrusu bölümü kazandığımda çok mutlu olmuş, kendimle çok gurur duymuştum. Çünkü mimarlık gözümde hakkında çok az şey bilmeme rağmen bir sanattı. Okulun ilk günlerinde proje çantası ve T cetveli (artık yok tabii ki) taşımak ayrı bir sevinçti. Biz mühendislik öğrencileri gibi hesapların arasına gömülmeyecektik. Yaşamda gördüğümüz her şeye bakmak bizim işimiz olacaktı. Birkaç mühendislik dersi dışında tüm derslerimiz de buna ya da malzemeyi tanımaya yönelikti aslında.

güzel ülkem 3

Biliyorum çok hoş bir şey değil içinde olmadığın bir konuşmaya kulak misafiri olmak... Ama üzgünüm, duydum ve duymakla kalmadım, önümdeki kâğıtlara not aldım. Biz dolmuşta böyle konuşabilen, özgür, açık, zihni hür, kalbi hür, vicdanı hür bir toplumuz. Her türlü "cell" bize fazla konuşma özgürlüğünü verdi, kendilerine müteşekkiriz. Ama bir sevgili, ama bir dost ama kim? bilemiyorum...

Ama diyaloğun monolog kısmı şöyle:

-Sen neyin peşindesin?
-...
-Boş ver...
-...
- Sen neyin peşinde olmak istiyosan, onun peşinde ol...
-...

Jack the Ripper ya da Karındeşen Jack

Bugünlerde müzik bana en iyi gelen şey galiba. Ve galiba bir daha dünyaya gelsem müzisyen olmak isterdim. Jack the Ripper grubuna dün tesadüf ettim. İsmiyle de enterasan tabii.. 1880 lerin sırrı çözülememiş seri katilinin adını alan Fransız bir grup. Çok az şey var haklarında İngilizce. Alttan girip üstten çıkarak sonunda fransızca da olsa sitelerini buldum.

İçeriği paylaş

Back to top