Pina Bausch'un İstanbul'u ve "Nefes"

NEFES - PİNA BAUSCH
Bir sahne

Pina Bausch’un “Nefes”inin daha önceki gösterimini izlememiştim. İlk kez “dans tiyatrosu” izleyecek olmak, İstanbul üzerine bir dans tiyatrosu izleyecek olmak meraklandırıyordu beni. Tabii gösterinin 2 saat 50 dakika olması hali de öyle… Yani insan zamanı düşünmeden izleyebilir mi, bırakabilir mi kendini bu kadar süre?

Soru işaretleri

Bugünlerde şiirle ilgili aklıma takılanlar şunlar, özellikle de dergilere bakınca...

  • Neden herkes her yerde....
  • Kaplama alanı, şairin, şiirin...
  • Hacim
  • Seri üretim
  • Seri üretim şiir yazmak (Çemişkesek 1,2,3,4,5,6 gibi)
  • İmge ve risk
  • Şair ve risk
  • Şiir ve risk
  • Kriz
  • Metaestetik
  • pürüz
  • kayıp şey

gibi gibi...

bi de bugün mefisto'da birbirinin içine girmiş 46 tane edebiyat/şiir dergisi gördüm...
geçip gittim.

Elektra ve Tadashi Suzuki, geç gelen ödül


Elektra'dan bir sahne

ELEKTRA

galata kulesi

24 Mayıs 2010, Sirkeci'den Galata Kulesi

şiir: pagan şiir - (Türkçe-İngilizce)

PAGAN ŞİİR

.............................................björk’ün “pagan poetry” şarkısından hareketle,

beyaz zambakların kıvrılarak açma mevsimi
kıvrılırken ölüp kalacaklar

frenleri boşalmış bir bisikletin pedallarına
sıkıştırılmış… durursak çarparız... durursak
beyaz zambaklar… solar, mevsimi…

anlaşılmaz seslerle söyleniyor sözler
zambakların beyaz boyunları göğe değecek
oysa, mevsimi…

mavi çiçekleri olan ince bir bluz… düğmeleri hiç kopmamış

Homer'in oğlu: Blaise Cendrars

Birkaç gündür Cendrars şiirleri ve hakkında pek çok şey okurken, bir yandan da "gezgin şair"liği düşündüm. Çünkü Cendrars, aynı zamandan tam bir "gezgin şair"... Biz mesela ortaasya'dan kalkıp gelmiş ve öylece kalmışız. Zaten hareket etmeyi o kadar da seven bir millet değiliz. Bunun koşullar vb. şeylerle de ilgisi var gerçi ama yine de bizim biz olmamızla da derinden ilgili olduğunu düşünüyorum. Bizim ülke dışında sözü edilebilecek bir şairimiz ya da şiirimiz de yok aslında. Mesela bir diaspora şiirinden söz edemeyiz.

İstanbul'da "sabah çizgisi" - "The Morning Line" - Matthew Ritchie

Bugünlerde Eminönü'nden geçenler nisan ayı boyunca "Lale Meydanı" da denilebilecek olan meydandaki garip şeklin ne olduğunu düşünüyorlar mıdır bilmiyorum. Ama orada öyle devasa bir şeyin inşa edildiğinin farkında olmayan Eminönülüler olduğuna eminim, biraz da biliyorum.

2010 kültür projeleri kapsamında gerçekleştirilecek olan "The Morning Line" (Sabah çizgisi/hattı diyebiliriz ) için şu hazır bilgi tekrarlanabilir:

"Tarihin Meleği" - Walter Benjamin

Klee'nin Angelus Novus isminde bir tablosu vardır. Bu tabloda, gözlerini ayırmadan üzerine düşünmekte olduğu bir şeyden uzaklaşmak üzereymiş gibi duran bir melek resmedilmiştir. Gözleri dimdik bakmaktadır, ağzı aralıktır, kanatları da açılmıştır. İşte tarihin meleği de böyle görünmelidir. Yüzü geçmişe dönüktür. Bizim bir olaylar silsilesiyle karşılaştığımız yerde, o ayağının ucuna savrulan üst üste yıkıntılardan oluşan tek bir felaket görür.

son mektup, son cümle

Mektubumu ya da bir kopyasını sakla, benimsediğin yoldan ilerlemeye devam et. (platon, mektuplar, son mektup, son cümle)

İçeriği paylaş

Back to top