Aslı Gibidir IV - Ekstra

İşin ilginç tarafı, benim evimde hâlâ Ağır Ol Bay Düzyazı’nın tüm sayılarından onlarca var nerdeyse. Neden biliyor musun?

Aslı Gibidir III - Ebedi Final

in

Hiç niyetim yokken dünkü ataklar yüzünden sabah "Aslı Gibidir II"yi yazmak durumunda kaldım. Ardından da düşünmeye başlamıştım: "Acaba şimdi hangisi, ne yazacak?" diye. Bir de üç günlük gereksiz yorgunluktan sonra, III. ve son bir yazı yazıp bu konuyu külliyen kapatmayı planlıyordum.

Aslı Gibidir II

Nihayet birisi, kısmen kısmen daha aklı başında, en azından söyledikleri dinlenebilir bir şekilde meseleye yorum getirmiş.

Aslında önce buradaki meselenin ne olduğuna bakmak gerekiyor belki de. Birincisi benim bir başıma heves’i ayaklandırmam bile tuhaf. Kendilerine gösterdikleri yakın ilgi için ayrıca teşekkür ederim.

Ben şair miyim? Benim bir şiir beğenim var mı? Öteki-siz’in tutunamadığı yerlerden başka dergiler, nasıl ve ne yollarla tutunmuşlar? Bunları da oldukları yere bırakalım. Çünkü o kadar karmaşık bir konu değil.

Aslı Gibidir I

Twitter'da "Kitap-lık niye bu kadar hevesli" dedim diye Aslı (Serin) sinirlenmiş.

Şurda da biriktirdiklerini ve topladıklarını gayet hazırlıksız ve derme çatma bir biçimde söylemiş:

http://internetsemalari.blogspot.com/2011/02/derya-onderin-poetikharsla-...

Twitter'daki mesajda geçen heves, anladığı gibi doğru HEVES'ti. Sonraki twiti de o sinirle üstüne almış. (Herhalde Heves adına kendi üstüne)

it ürüyecek, kervan elbet bir gün tökezleyecek

Nezaket, aslında iyi bir şeydir. Ama "nezaket" dediğimiz şey, bir ilişki kurma ya da ilişki dengeleme şeklini alıyorsa, aynı oranda da zararlıdır. Bizdeki nezaket, eleştiriye, incelemeye yazıya filan da dayandı mı berbat bir hal alır, sonra içinden de çıkılmaz.

Yıllıklarla ilgili çok şey söylememişimdir. Ama bir kez söylediğimde de etraflıca söylemiştim. Bu yüzden genel olarak kişisel tavrımın ne olduğu bellidir. bir kez daha şurdan bakılabilir Konuyu dağıtmayalım.

Cadı Kazanı

Arthur Miller, büyük bir oyun yazarı. Uzun bir hayat yaşamış. Bütün Oğullarım, Satıcının Ölümü, Cadı Kazanı adlı oyunları metin olarak da ulaşıp okuyabildiğimiz, tiyatrolarda oynanan en önemli oyunları. Ben oyun olarak hiçbirisini izlemedim. Ama tiyatro metinleri olarak hepsini okumuştum.

yığma yapılar

Mimaride yapılar en kabaca ve temel haliyle ikiye ayrılır. Yığma yapılar ve betonarme (karkas) yapılar. Yığma yapılar, doğal olarak en geleneksel olanlar. Yüzyıllardır kullanılan bir sistem. Ana prensip duvarların taşıyıcı olarak planlanlanmış olması. Yani binanın iç ve dış yüklerinin duvarlar aracılığıyla temellere aktarılması. Dolayısıyla böyle bir yapıda temellerin sağlamlığı da hayati önem kazanıyor. Bu duvarların oturduğu temel duvarlar dipte pabuç gibi düşünülebilecek sömellere oturur vs. Betonarme yapılarda ise bir iskelet vardır.

yazarak düşünmek

Ben bu siteye üye olalı 3 yıl 27 hafta olmuş. Hemen hemen ilk bir yılı, belki de daha fazlasını, siteye koyduğum bazı yazı ve şiirleri öylece tutarak geçirdim. Sonra yavaş yavaş olan biten ya da aklımdan geçenleri, geçtiği şekilleriyle aktarmaya başladım. Giderek bir blogtan öte bir türlü kendini ifade edebilme yerine dönüştüğünü söyleyebilirim. Sözünü dilediğin kadar, dilediği gibi söyleyebilme yeri.

"Plan Yapmak" / Kant

P l a n y a p m a k çok defa insanın kendisine yaratıcı deha havasını vermesini sağlayan, lüks, farfaralı bir tinsel uğraşıdır. Bu uğraşıda insan kendi yapamadığını talep eder, kendisinin daha iyi yapamayacağı şeyde kusur bulur ve nerede bulunabileceğini bilmediği şeyi önerir. Aslında aklın genel bir eleştirisinin adamakıllı bir planı için -eğer bu plan, alışıldığı gibi, sırf kutsal birtakım arzuların açıklanması olmayacaksa- tahmin edilenden daha çok çaba gerekir.

İçeriği paylaş

Back to top