Spinoza - Deleuze ... Nedenlerin Nedeni... -

"Adamın birinin kafasına bir taş düşmüş olsun, bundan doğal olarak taşın onu öldürmek için düştüğü sonucu çıkarılmaz mı? Bu dünyada tesadüfe yer olmadığını göstermenin daha iyi bir yolu var mıdır? Belki bunun olduğunu, çünkü rüzgârın estiğini, adamın da o sırada oradan geçmekte olduğunu söyleyeceksin. Ama onlar ısrar edecekler: Neden rüzgâr tam da o anda esmiş?

Heotontimorumenos (Kendi Kendinin Celladı) - Baudelaire

Kızmadan vuracağım sana
Kinsiz, kasap gibi,
Kayayı yaran Musa gibi!
Ve gözkapaklarından,

Fışkırtacağım azabın sularını
Sahra'm kana kana içsin diye.
Umutla şişmiş arzularım
Tuzlu gözyaşlarının üstünde yüzecek

Engine açılan bir gemi gibi,
Ve gözyaşlarından sarhoş gönlümde
Sevgili hıçkırıkların çınlayacak
Hücum vuran bir trampet gibi!

Çatlak bir ses değil miyim
Tanrısal senfonide,
Beni itip kakan ve ısıran
Yırtıcı ironi sayesinde!

Sesime işlemiştir o çığırtkan!
Bu kara zehir bütün kanımdır!

Alıntı: Kalpazanlar ve Eleştirmenler

"Günün birinde Herakles'in karşısına iki kadın çıkar. Biri ona güç işlerle, ezâyla ve cefâyla dolu meşakkatli bir hayat, diğeri ise yan gelip yatmakla ve zevkü sefayla geçecek müreffeh bir hayat vaat eder. İlk kadın kendisini Fazilet, ikincisiyse Fuzulet olarak tanıtır. Görünürde Fuzulet daha çekici gelse de Fazilet, Herakles'in sonunda iyi bir noktaya varabilmesi için, daha güç olan yolu takip etmesi gerektiği konusunda çok dokunaklı ve itiraz kabul etmeyen bir tartışma yapar.

Aslı Gibidir IV - Ekstra

İşin ilginç tarafı, benim evimde hâlâ Ağır Ol Bay Düzyazı’nın tüm sayılarından onlarca var nerdeyse. Neden biliyor musun?

Aslı Gibidir III - Ebedi Final

in

Hiç niyetim yokken dünkü ataklar yüzünden sabah "Aslı Gibidir II"yi yazmak durumunda kaldım. Ardından da düşünmeye başlamıştım: "Acaba şimdi hangisi, ne yazacak?" diye. Bir de üç günlük gereksiz yorgunluktan sonra, III. ve son bir yazı yazıp bu konuyu külliyen kapatmayı planlıyordum.

Aslı Gibidir II

Nihayet birisi, kısmen kısmen daha aklı başında, en azından söyledikleri dinlenebilir bir şekilde meseleye yorum getirmiş.

Aslında önce buradaki meselenin ne olduğuna bakmak gerekiyor belki de. Birincisi benim bir başıma heves’i ayaklandırmam bile tuhaf. Kendilerine gösterdikleri yakın ilgi için ayrıca teşekkür ederim.

Ben şair miyim? Benim bir şiir beğenim var mı? Öteki-siz’in tutunamadığı yerlerden başka dergiler, nasıl ve ne yollarla tutunmuşlar? Bunları da oldukları yere bırakalım. Çünkü o kadar karmaşık bir konu değil.

Aslı Gibidir I

Twitter'da "Kitap-lık niye bu kadar hevesli" dedim diye Aslı (Serin) sinirlenmiş.

Şurda da biriktirdiklerini ve topladıklarını gayet hazırlıksız ve derme çatma bir biçimde söylemiş:

http://internetsemalari.blogspot.com/2011/02/derya-onderin-poetikharsla-...

Twitter'daki mesajda geçen heves, anladığı gibi doğru HEVES'ti. Sonraki twiti de o sinirle üstüne almış. (Herhalde Heves adına kendi üstüne)

it ürüyecek, kervan elbet bir gün tökezleyecek

Nezaket, aslında iyi bir şeydir. Ama "nezaket" dediğimiz şey, bir ilişki kurma ya da ilişki dengeleme şeklini alıyorsa, aynı oranda da zararlıdır. Bizdeki nezaket, eleştiriye, incelemeye yazıya filan da dayandı mı berbat bir hal alır, sonra içinden de çıkılmaz.

Yıllıklarla ilgili çok şey söylememişimdir. Ama bir kez söylediğimde de etraflıca söylemiştim. Bu yüzden genel olarak kişisel tavrımın ne olduğu bellidir. bir kez daha şurdan bakılabilir Konuyu dağıtmayalım.

Cadı Kazanı

Arthur Miller, büyük bir oyun yazarı. Uzun bir hayat yaşamış. Bütün Oğullarım, Satıcının Ölümü, Cadı Kazanı adlı oyunları metin olarak da ulaşıp okuyabildiğimiz, tiyatrolarda oynanan en önemli oyunları. Ben oyun olarak hiçbirisini izlemedim. Ama tiyatro metinleri olarak hepsini okumuştum.

İçeriği paylaş

Back to top