Belki de deniz, kıyının kenarıdır

Beni bir şiir yazdı bu gece
orda aylardır doğmadan her sabah batan güneş
Eli silahlı sokaklar, mahsur odalar, bahçeler barut çiçeği
Gelmiyor desem yükselişi ağıdın
sıra sıra dağlar var görünmüyor desem
Hayat çok zor desem, iş güç, her şey aynı bildiğin gibi
her zaman oluyor akşam, sabah bana uyanıyor, eh iyiyim
Her gün yeni şaşkınlıklar edinip eskitmelerin ülkesinde
Duyulmuyor desem onca tekno-sesin arasında insan-sesi
Sanal gözyaşı üretilmedikçe bilmeyecek karşıdaki
Nasıl da sıçrıyor klavyeye çarpan gözyaşı 17 inç ekrana
Oysa açılır açılmaz e-postalar akıverseydi ya
Sabaha kadar dizilen 12 punto sözyaşları
Evrenin en geniş örümcek ağına

Batıda eriyişi zamanın mekânsız
Boşluğunda biz varız bütün tarafların
Güneyin doğusunda, evde kimse yok
Herkes kan-kardeşi, kalp-kardeşi
Batıda dağlar denize dik, ötesi görünmüyor
Ne çok şey var unutacak, yine bu yıl
Yanlış şeyler imal ediyor modern çağ
Hemen de hatırlıyor insan en alta koyduğu şeyi

Şükran’ın mavi kazağını mesela, kolları biraz uzun
sabah ezanlarında yollarında düştüğü Konya ayazını
Ya da ankara’yı düşünmeden edemiyor insan
Hem kalbi hem yurdu pençeleyen o katran tırnakları

Sonra şark batı oluyor, doğu hâlâ garb
Bir an filizleniyor
Bak hatırladın mı bunu, o gün beyoğlu’nda, hava sokak’ta
tütün sarmaya hiç başlamadığımız
Gitanne’ın aklımızı başımızdan aldığı o kışlarda

Yine de hatırlamak yolunu şaşırmış bir serçe gibi konuyor omzuma
sağ omzumda son konuşundan kalan bir iz
Bile bile sen sevdikçe kendini öldüreceğini
İnadına didiklediğin o ruh, inadına şehadet, tevekkül
Belki bu gece ölmez diye fısıldadığın her gece
Mihnetle önce, sonra ibretle anlatışın hikâyeyi
Misafiri olduğun bin yıllık

suretten ibaret şimdi kızıl kaplı defterler
Acıyo mu bir yerin derlerse yok dersin diye tembihliyor
Neren acıyor derlerse de öyle
ne derdi ki bir dil daha… harflerini gömmüştü sabaha karşı bedenine

Yine de hatırlamak ıssız bir yol geriye,
buradan daha önce geçmiş miydim tedirginliği
sizi görmüş müydüm hayatın bir yerinde
bıraktığım suretlerden birinde unutmuş olabilir miyim
yüzüme dönen fenerlerini sorgucu meleklerin

öyle uzak ki zihnimde doğubeyazıt’ta doğduğum
O Ağrı değişmiş, büyümüş dünyaya açılan çıban

Yine de hatırlamak iki dudağın arasında:
Seni en iyi ben anlayamazdım,
onca tanıklıktan sonra oyduğun mağaralara, başardım.
kim bilir hangi ininde, kaçıncı provasında
ertesi güne sağ çıkmamanın… seni gerçekten anlamadım.
Anlamak bağışlanmadı bana.

Doğumda… ki o kadar uzak değildi eskiden. Ücra iki sokak aşağıydı
Komşumuzdu kimsesiz her el. Dürdane teyze iç anadolu’ydu, şerife teyze güneydoğu.
Bize kimse Karadeniz demezdi, denizimiz ak diye değil
kimse bilmezdi içerde esmerleşen kederi

Başımı kaldırıyorum gök yok, eğiyorum toprak gitmiş
kaldırıyorum gök geri gelmiş
eğiyorum ayaklarım çamur
diyeceğini diyenlerin huzurunu diliyorum bu yeni cinden
Eskisini geri getirmemesini diliyorum
Her hatıranın bir kez gösterilmesini diliyorum
Bu kadar ses çok, bu kadar ayak sesi, asker sesi, top sesi, silah sesi
Gol sesi, gitti sesi, zil sesi, süre doldu sesi, az kaldı sesi, yeter sesi
Kaybettik sesi, benim sesi, hiç sesi, çok yaşa sesi, ulaşılamıyor sesi
Ölünün artık hiç çıkmayacak sesini diliyorum.
Bu da olmayacak biliyorum. Olsun. Diliyorum.
Evrenden başka bir evren, çokluktan bir yokluk diliyorum.
Herkes kadar şansımı deniyorum.
Herkes kadar şansızlığım da oldu, bilir bunu herkes

Yine de hatırlamak bir matkabın ucuyla deliyor beynimi
Nafile beklemek gelmesini çoktan dibini bulduğu Lethe’den
Hatırlamayı en çok unutmak için istiyorum
tam da bu saatlerinde zamanın
Tam da burada lacivert bir kanepede. Çok şey görmüş, arif…
Bilmek istiyorum sır diye sakladığımız
alıp veremediğimiz nedir,
devlet ne işimize yarar, devlet de kimdir
Biz kendimiz de öldürebiliyorken kendimizi…

hatırlamak, silmek bir anıyı unutuşun defterinden
uçurumun kenarından çevirmek tam düşecekken
O yüzden şükran’ın mavi kazağı, üçüncü kattaki ev
iki kişiye büyük gelen dikdörtgen masa
Uyansın diye zile uzun basışlarım, kapıyı çalışım,
benim aç diyişim, açmayışı terk edip rüyayı
Hep onun yüzünden hayata geç kaldım sanışım
O rüyasında benimle kol kola yürürken.
Sahi miydi?

18 Haziran 2016

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Back to top