İstanbul'da "sabah çizgisi" - "The Morning Line" - Matthew Ritchie

Bugünlerde Eminönü'nden geçenler nisan ayı boyunca "Lale Meydanı" da denilebilecek olan meydandaki garip şeklin ne olduğunu düşünüyorlar mıdır bilmiyorum. Ama orada öyle devasa bir şeyin inşa edildiğinin farkında olmayan Eminönülüler olduğuna eminim, biraz da biliyorum.

2010 kültür projeleri kapsamında gerçekleştirilecek olan "The Morning Line" (Sabah çizgisi/hattı diyebiliriz ) için şu hazır bilgi tekrarlanabilir:

"Time Dergisi tarafından “Yeni milenyumun en önemli yüz yenilikçisinden biri” olarak tanımlanan Matthew Ritchie’nin, bir mimarlık stüdyosu olan Aranda/Lasch ve Arup AGU ile birlikte geliştirdiği The Morning Line, 22 Mayıs-19 Eylül tarihleri arasında Eminönü Meydanı’nda sergileniyor. Daha önce İspanya’da, Sevilla Bienali’nde sunulan The Morning Line, İstanbul’da çok daha görkemli ve büyük ölçüde inşa ediliyor. Tam 8 metre yüksekliğinde, 20 metre uzunluğunda, 17 ton ağırlığında siyah kaplamalı alüminyumdan tasarlanan bu etkileyici yapı, sanat, mimarlık, müzik, matematik, kozmoloji ve bilim arasındaki etkileşimleri gözler önüne seriyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında düzenlenecek proje, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi, Meyer Sound, Vienna Insurance Group, Ray Sigorta, Vehbi Koç Vakfı ve OMV’nin destekleriyle gerçekleştirilecek.

Matthew Ritchie The Morning Line’ı, sanatçıların, mimarların, mühendislerin ve fizikçilerin kendi alanlarındaki uzmanlıklarını, yeni bir form, değişken ve birbirine dolanmış bir yapı, video projeksiyonları, yenilikçi bir müzik atmosferi yaratarak çoklu anlatım yolu ile aktardıkları ortak özü olan, disiplinler arası bir kesişimin uyumu olarak nitelendiriyor. Yapı, kurulduktan sonra sökülüp farklı lokasyonlarda tekrar kurulabiliyor. Ayrıca The Morning Line, değişen güncel müziğe, me-kana göre farklı bir forma adapte edilebilme özelliğiyle de dikkat çekiyor.

Bu özel projede, mimarlık stüdyosu olan Arup AGU Aranda\Lasch’tan Benjamin Aranda, Chris Lasch ve Daniel Bosia ile çalışan Matthew Ritchie’nin, müzik, efsane ve dini tek bir sistemde, üç boyutlu bir anlatımda biraraya getirecek sanat projesini üretmesi, yaklaşık 10 yılını aldı.

The Morning Line Istanbul Güncel Müzik Festivali: Üç gün sürecek festivalde 10 yeni bestenin dünya prömiyeri yapılacak…"

Tamamı için de burdan bakılabilir... http://www.istanbul2010.org/PROJE/GP_659314

Matthew Ritchie'nin resmi sitesinde http://www.matthewritchie.com hem diğer çalışmalarını (ki aslında bu çalışmanın ilki "The Evening Line" 2008'de Venedik Mimarlık Bienali'nde "The Morning Line" da aynı yıl Seville Bienali'nde sunulmuş. The Morning Line'la ilgili oldukça detaylı bilgi (görsel ve interaktif olarak) şu sayfadan görülebilir. http://www.matthewritchie.com/morningline/flash.php

Tabii aslında lginç olan Matthew Ritchie'nin bu projeyi yaparken Paul Steinhardt and Neil Turok'un "epikrotik teori" olarak geçen teorisinden ilham alarak yola çıkması. İşin bu kısmı biraz karışık. Çünkü bir ucu "kutsal geometri"ye, paralel evrenler teorisine kadar dayanıyor. (Gizlibilimlere kadar dalmak da mümkün http://www.gizliilimler.tr.gg/Kutsal-Geometri.htm)

Duyurunun yapıldığı pek çok yerde "Bizans ve Osmanlı mimarisinde bulunan kutsal geometrinin çağdaş bir versiyonunu ile meydana gelen dantele benzeyen eser, siyah kaplamalı alüminyumdan inşa edilecek." deniyor. Bana bizim büyükşehir belediyesi'nin ilgisini çeken kısım olsa olsa "Osmanlı mimarisinde bulunan kutsal geometri" kısmıdır gibi geliyor. Dediğim gibi konunun bir ucu mimariye, mimari/ses ilişkisine hatta sesin mimari yapısına dayanırken bir ucu da karışık. Bir sürü şeye bakmak lazım. Konunun bir performasın ötesinde olduğunu sanıyorum. Yine de fırsat olursa 22-25 mayıs tarihleri arasında bu çağdaş müzik performansını izlemeyi düşünüyorum.

İki gün önce çektiğim bir "uzaktan ve inşası devam eden" bir iki "The Morning Line" fotoğrafını da ekleyeyim.

Yorumlar

the morning line- son durum

Epey zaman oldu tabii, o günler geldi... Açılış yapıldı. Şimdi sabahları ordan geçerken bakıyorum da gide gide görünmez oldu artık. Belki de tersinden düşünürsek yani sanat eseri hayatın içinden çıkıp geliyorsa bir süre sonra bu kadar göz önünde olup, gündeliğe karışınca yani, varoluş amacından da sıyrılıyor ve örnekte olduğu gibi meydanın bir parçası haline geliyor, tekrar hayata karışıyor. İnsanlar durup ona bakmıyorlar, konstrüksiyonun gölgesi düşmüşse kıyısındaki banklarda tek tük oturuyorlar. Altından geçen de oluyor bazen... Öyle de kalacak daha bir süre... Ta ki kaldırıldığında yeniden fark edilecek, sonra o da geçip gidecek...

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Back to top